8 Ekim 2012 Pazartesi

Dershane mi Özel Ders mi?

Bir süredir hükümet kanadından yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bir döneme damgasını vuran dershaneler, önümüzdeki yıldan itibaren mevcut şekilleriyle hizmet veremeyecek. Elbette ki bu konu çok farklı yönleriyle tartışılabilir. Ancak, ben bu karardan bağımsız olarak dershanelerin, talep açısından son yıllarda yaşadığı süreci ve özel dersin kaçınılmaz hale gelişini ele almak isterim.

Yaklaşık 25 yıldır birçok aile için çocuklarını iyi bir üniversitede okutabilmek, hayattaki en önemli amaç haline dönüştü. Bu dönemde de pek çok dershane açıldı. Kimi marka oldu, daha da büyüdü; kimi tutunamadı, kapanmak zorunda kaldı. Neredeyse çocuğunu dershaneye göndermeyen aile kalmadı. Bana göre dershaneler, eğitim açısından olmasa da üniversite sınavında başarılı olma anlamında gençlere önemli bir destek sağladı. Ama son 5 sene içinde dershanelerde gözle görülür bir değişim yaşandı.

Ben ilkokuldayken 70 öğrencili bir sınıfta okumuştum. 80'li yıllar için normal olan bu sayıya bugün rastlandığında gazetelere haber oluyor. Özel okullarda üst sınır 30. Devlet okullarında da yeni derslikler açılarak sınıf mevcutlarının azaltılması konusunda bir çaba gösteriliyor.

Ortaokulu Anadolu Lisesi'nde 36, liseyi ise Fen Lisesi'nde 24 mevcutlu bir sınıfta okumuştum. Bir dönemin en başarılı okulları olan Anadolu Liseleri'yle, sonrasında bayrağı devralan Fen Liseleri'nin de başarı sırrı biraz da diğer okullara göre düşük kalan bu sınıf mevcutlarında yatıyordu. Ancak, bugün bu sayılar bile yüksek kalıyor.

Eğitim uzmanları kalabalık sınıflarda verimli bir öğretim yapılamayacağı konusunda hemfikir. Bundan 20 yıl önce 70 öğrencili sınıfların olduğu dönemlerde dershanelerin 20-25 kişilik sınıfları öğrencilerin gelişimi açısından büyük bir fırsat sunuyordu. Ancak, eğitim sistemimizdeki hızlı değişim artık 20 kişilik sınıflardaki eğitimi de bir lüks olmaktan çıkardı ve ortaya çıkan bu yeni durum özellikle son 5-6 yıldır artan talep nedeniyle 4-5 kişilik sınıflarda eğitim verilen butik dershanelerin mantar gibi çoğalmasına neden oldu.

Dershaneler kapanmasa bile 20-25 kişilik sınıflardan oluşan klasik dershane anlayışı zaten sıkıntılı bir dönemden geçiyordu. Büyük markalar dışında birçok klasik dershane, kontenjanlarını doldurmakta zorlanıyor ya da mecburen liste fiyatlarının çok altında kayıt yaptırmak durumunda kalıyordu. Çünkü, herkes kendi çocuğunun en iyi eğitimi almasını ister. En iyi eğitim de özel ilgiyle olur. 20 kişilik bir sınıfta tüm  öğrencilerin aynı seviyede olması mümkün değildir. Seviye tespit sınavlarıyla ancak birbirine yakın seviyede öğrenciler bir sınıfta toplanabilir ama bu hiçbir zaman eş seviye anlamına gelmez.

Yine kalabalık bir sınıfta ne öğretmen öğrencisine, ne de öğrenci öğretmenine tam olarak odaklanamaz. Öğrencinin konsantrasyon problemi yaşaması kaçınılmazdır. Daha açık söylemek gerekirse kalabalık sınıfta bütün öğrencilerin dersi pür dikkat dinlemesi mümkün değildir. Bütün bu nedenlerle eğilim daha az öğrencili sınıflardaki özel eğitime, hatta en özel yani bire bir eğitime doğru kaymaktadır.

Bir dönem üniversiteye hazırlıkta hemen her aile çocuklarını dershaneye gönderirken, maddi durumu yeterli aileler de ek olarak özel ders aldırma yoluna gidiyordu. Yani özel ders, dershanenin bir alternatifi değil, destekleyicisiydi. Bugüne gelindiğindeyse dershanelere artık olmazsa olmaz gözüyle bakılmıyor. Birçok aile çocukları için sadece özel dersi yeterli görebiliyor. Önümüzdeki dönemde dershaneler kapanmasa bile ben özel ders alma oranlarının dershaneler seviyesine gelebileceğini düşünüyorum. Çünkü her konuda olduğu gibi eğitimde de artık nicelikten çok nitelik göz önünde bulunduruluyor ve bire bir özel dersin verimine diğer öğretim metotları erişemiyor.

5 yorum:

Fularlı Kız dedi ki...

Artık özel ders diye de bir şey yok.4-5 kişilik özel ders olur mu hiç?Öğretmenlerde bu işi ticarete döktüler.Nasıl olsa talep var nasıl olsa dersaneler kapanıyor millet mecbur gelecek diye 4 kişiden az kabul etmiyorum diyenler var.Ben bunu durumdan istifadeden başka bir şey olarak görmüyorum.Parası olan okusun oh ne güzel.

kahraman dedi ki...

Merhaba ben şu anda 11. Sınıfım bu zamana kadar fizigi gayet iyi yapar dim sinifta fizikte 1. İdim ama bu yil geçer miyim diye düşünüyorum. Üstelik çalisiyorum testleri de aslinda çözüyorum tek tük ama sınava gelince bildiklerimi unutuyorum ne yapmaliyim lütfen yardım edin

bora dedi ki...

Merhaba Kahraman,
9. ve 10. sınıf Fizik dersleri genellikle ortaokulda temeli atılan konuların daha kapsamlı hali. 11. ve 12. sınıf konuları ise yeni kavramlarla dolu. Bu nedenle biraz zorlanmış olman doğal. Dolayısıyla daha sıkı çalışmalısın. Tek tük yapabiliyor olmak yetmez. Öğreniyorum diyebilmek için her testin en az %80'ini çözebiliyor olmalısın. Başarılar dilerim.

Gökçen Kara dedi ki...

Merhaba ben şuan 11.sınıfın yaz dönemindeyim ve yine dershanelerin kapanmasıyla ilgili haberler dolanıyor ortada.. Bizde ailemle sadece özel derse karar verdik. Dershaneye gitmemeyi düşünüyorum. Sizce doğru karar mı? Sınava yalnızca özel dersle hazırlanabilir mi?

bora dedi ki...

Merhaba Gökçen,
Dershaneler kapanırsa zaten gidemeyeceksin. Kapansa da kapanmasa da, özel ders çok güçlü bir destekleyici olur. Tek başına özel ders de yeterli olabilir. Önemli olan dershane ya da özel dersten aldıklarını kendi başına çalışmalarında olgunlaştırıp olgunlaştıramadığındır. Yani özel dersle çok hızlanabilirsin ama sonrasında pratik yapmazsan sonuç alamazsın. Özel dersin dershaneye göre bir avantajı da kişisel ilgi ve buna bağlı olarak etkin motivasyon ve rehberliktir. Doğru seçilmiş bir özel ders hocası öğrenciyi uçurabilir. Dershanelerde ise topluluğun faydaları vardır. Örneğin düzenli denemelerle durumunu daha iyi ölçümleyebilirsin. İkisi de çok faydalıdır ama olmazsa olmaz değildir.